Köşe Yazısı

Zıtlıklar Yurdu

Bir kitap önerisi ile başlıyorum yazıma. Uzun zaman önce başladığım ve bitirmeyi henüz başarabildiğim bir kitap. “Bülbülü Öldürmek – (Harper Lee) ‘’
*
Değerleri ile yaşayan avukat bir baba ve çocukluğun ne olduğunu okuyana hatırlatan iki çocuk.
*
Ayrımların ten farkına kadar indiği zavallı düşünceler arasında çocukluğun saf sevgisi, kuşatıcılığı ve hayal kırıklığı…
*
Zıtlıklar dünyasında üç kişilik bir ailenin ayrımcılık, ön yargı ve haksızlığa karşı verdiği mücadele hikâyesini çocuk bir kahraman gözünden okuyoruz…
*
Dünya zıtlıklar ile hemhal ve kavramlar zıtlıklar da hayat buluyor. Karanlığı bilmeden aydınlığı, kötüyü bulmadan iyi kavramını, ağlamayı tatmadan gülümsemeyi, yokluğu bilmeden varlığa kavuşmak hisleri yarım kalırdı.
*
Bir yanı tam olmamış ruh eşleri gibi bu kavram kalabalığı; birini bulunca diğeri anlamlanan.
*
Ama hepsi göreceli iken bu kavramların, kavramları elimize alıyor ve ön yargılarımızla süslüyoruz ten rengine, ırkına, dinine, tercihlerine ve daha birçok şeyi baz alarak iyi – kötü, güzel – çirkin ayrımı yapıyoruz.
*
Delinin biri kuyuya taş atıyor ve devamı malumunuz… Kalbi açıp bakmadıkça kimsenin gerçekliğini anlayamayacağımızı bile bile ayrım yapmaya devam ediyoruz.

*
İnsanoğlu ölesiye acizken ve bu acizlikte ince çizgide eşitken üstün olduğunu düşündürecek veya bir adım önde olduğu varsayımına kapılacak hangi akıl ile hareket ediyor sormadan edemiyor insan.
*
Akıl tutulmaları ile geçen geçici bir hayatta, hayatın yaşanmış, hikmeti kavranmış, iyikiler ile dolu olduğu iddia edilebilir mi?
*
Saygı denen kelimenin anlamını nerede yitirdi insanlık. Bambaşka renklerle bir dünya olmaktan nerede vazgeçti. Dinlerin, dillerin, ırkların kültür cümbüşünde eğlenmeyi nerede bıraktı…
*
Belki de mesele Habil ile Kabil’den beri böyle… Biz sadece hayal edip aldandık. “İnsan doğasının kökleri nezaket ve zulüm, sevgi ve nefret iç içe… ‘’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir